13 Şubat 2012 Pazartesi

Cumhuriyet'in Ordu'su.



         Hayır hayır Genelkurmay'dan bahsetmiyorum. Burada konumuz spor , siyaset değil. Ama belki de Genelkurmay'ın yapacağı herhangi bir hareketten çok daha fazla etki bırakabilecek birşey oldu Türk tribünlerinde bu hafta. Bu hareket Karadeniz semalarından , Ordu'dan geldi.

         Aslında bu hareketi ilk Fenerbahçe taraftarı planlamıştı. Büyük ses getirecekti... En azından bizler öyle düşünüyorduk. Fenerbançe-Beşiktaş maçından 5 dakika önce şimdilerde kaldırılması konuşulan Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi okunacaktı gerekli yerlere mesajı vermek için. Ama olmadı. Bunun çeşitli nedenleri var . Mesela , bunun bir derbi maçına denk gelmesi neticesinde oluşan heyecan , sıkıntı , gerginlik , kakafoni ...
Bireysel olarak münferitler okudu. Ama dağınık dağınık. Ses getirmedi. Hep bir ağızdan okunmadı. Kesinlikle yanlış maç seçilmişti bu organizasyon için.

        Tam içimiz başarısızlıktan dolayı burkulmuşken Karadenizden yükselen bu ses içimizi ısıttı. Bu tip hareketlere ihtiyaç var. Aslında yıllar yılı biz bu hareketleri zoraki yaptık. Törendi , geçitti , anmaydı , bayramdı... Ve bu zorakilik durumu karşı-taraftakilere hep koz verdi. Sürekli bunu kullandılar. Ama halk içinden hiçbir baskı , zorlama , mecburiyet durumu olmadan (ki tam tersi bir baskı söz konusu artık bariz bir şekilde) Ata'nın hitabesinin bangır bangır yükses sesle büyük küçük, kadın erkek, zengin fakir her görüşten , her yaştan insanın bir araya gelerek oluşturduğu tribünlerde söylenmesi karşı-taraf'takileri adeta çıldırtır ki çıldırttı. İşte buna konuşamazlar ki konuşamadılar buna çamur atamazlar ki atamadılar. Bu tip hareketlere ihtiyaç var. Gerçekten var. Sonuçta 10-12 senedir hızlı bir şekilde yükselen , yükseltilen Anti-Atatürk , Anti-cumhuriyet akımı bir yerde son bulacak. Bulduğu zaman Orduspor Stadındaki bu adamlar kalacak bizlerle.

          Hele hele %60 ın üstü rakamlarla iktidarı desteklemiş bir ilden gelirse bu tepki. Hele hele bir siyasi partiden , dernekten vs.den değilde stadyumdan halkın bağrından gelirse bu tepki. İşte bunlar guard düşürür. Sonuçta oran olarak Ordu'da iktidara oy vermiş kitle çoğunlukta. Şehrin yarısından fazlası. O gün orada avazı çıktığı kadar hitabeyi okuyan taraftarların içindede çoğunluklar. Neyse biz dümeni yine siyasetten ,spora , tribünlere çevirelim. Ne kadar samimiler bilmiyorum , amaçları reklam mı onuda bilmiyorum. Belkide ciddi ciddi bir mesaj vermek istediler. Ama ne olursa olsun yaptıkları çok önemliydi ve uzun yıllar da hatırlanacak. Dileğimiz bunun bir rutine dönüşmesi ve diğer stadlara da yayılması Rize'ye , İzmir'e Tekirdağ'a , Bolu'ya...Heryere. Neticede plakaya göre 61.dakika , 45.dakika , 59. dakika kutlamalarından çok daha anlamlı değil mi? Asıl siz o zaman görün Mustafa Akyol'un suratının nasıl şekillerden şekillere girdiğini.

       Anlayacağınız Ordu , karşı tarafa darbe yaptı.
       Yüreklerine sağlık. 1919dada güneş Ordu'unun komşusu Samsun'dan doğmamışmıydı ?

       Bizde sarı-lacivert renklerle bezenmiş blogumuzda bu hafta onlar için ilk defa farklı bir renk kullanıp mor-beyaz bir köşe yapalım , bunu hakettiler. Güzel şeyler takdir edilir. Burada olduğu gibi.
            Teşekkürler Orduspor taraftarı bu ciğeri 5 para etmezleri delirttiğin , göğsümüzü kabarttığın için.


      
       
      Ayrıca umarsız spiker kardeşimizi ve o an sesi kısan LigTv'yi düşünerek bir kez daha tekrar etmeleri açısından tam metni verelim . Buyrun ,

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder