12 Şubat 2012 Pazar

Baroni sorumsuzluğu ve her hafta ayrı düş kırıklığı.



          Bu sezon geçmiş yıllardan çok farklı , kabul. Hatta dedikleri gibi bu sene şampiyonluk senesi değil , Fenerbahçelilik senesi buna da kabul. Zaten sene başından beri hangi Fenerbahçelinin çok büyük beklentisi vardı ki ? Hangimiz gol rekoruyla namağlup şampiyon olmayı bekliyorduk ? Hele hele Andre Santos'un , Lugano'nun , Emenike'nin , Niang'ın zorunlu olarak takımdan ayrılmasından sonra.

          Evet bu sene Aziz Yıldırım'ın mücadelesinin ve ilk günden medya tarafından küme düşürülen , şikeci ilan edilen ona karşı büyük bir operasyon düzenlenen , başkanı hapse atılan bir takımın mücadelesinin verildiği bir sezon. Bu kumpası planlayanlar bu haberler çıktığında taraftarın hemen Aziz Yıldırım'a sırt çevireceğini düşündü. Ama büyük bir yanılgı içerisindeydiler. Benim gibi pek çok Fenerbahçeli olayın peşini bırakmadı ve olay artık Fenerbahçe'nin lehine dönmeye başladı. Abluka dağıldı. Pek çok Fenerbahçelinin gözü kulağı , dikkati bu olayda. Sonunda haklı mı çıkacağız yoksa haksız mı? Şampiyonlar liginden haksız yere men edildiğimizin sonradan ortaya çıktığı gibi diğer tiyatral hareketlerde sonra ortaya çıkacak mı? Çıkmayacak mı? Aylardır konuşan rakip takım taraftarları , özellikle yandaş medya , M.A.A , Arıboğan , Helvacı , Toroğlu ve türevleri mi haklı ? Yoksa Aziz Yıldırım konuştuğunda olayın seyri değişecek mi? Bu sene olayımız bu. Futboldan bu senelik beklentimiz büyük değildi , hala değil. Ama olay başka.

           Fenerbahçe maç kaybedebilir. Fenerbahçe taraftarı için bu çok alışılageldik bir durum. Hiçbir takım her maçını kazanamaz. Ne Barcelona ne Manchester United nede başkası. Ama böylesine bir yılda sen Fenerbahçe forması giyiyorsan , senin geçen senelerde 90+4 lerde , derbilerde , deplasmanlarda, hiçbir iddiası olmayan takımların kalecilerinin dahi son dakikada gol atmak için kornerde atağa gelerek oynadığı , zor bela kazandığın şampiyonluk elinden alınmaya çalışılıyorsa sen bu şekilde vurdumduymaz ol-a-maz-sın ! Nasıl içine sindirebilirsin ki? Hakkın olan ve her futbolcu için vitrin görevi gören Şampiyonlar Ligine katılma hakkın içki masalarında keyfi ve artniyetli bir şekilde gasp edilmiş. Senin belki taraftardan bile daha özverili olman lazım. Taraftar elinden geleni yapıyor , Feneriumlar hala satış rekorlarında , dergi her geçen gün tiraj artırıyor en son 55.000 i geçti , taraftar Bağdat Caddesinde yürüyor , Metrise koşuyor , İstiklale çıkıyor , miting yapıyor , pankart asıyor , slogan atıyor ... yapıyor da yapıyor. Peki sen sahada bunun karşılığını verebiliyormusun ?

           Hani bir maç kötü oynarsın. Arada sırada . Ama bu nedir arkadaş ? Her hafta takım yarı sahayı geçemiyor. Ne ileride çoğalabiliyor ne geride , ne ortasahası var ne hucumu . Kanatlardan çok umutluyduk o da çöktü işlemez hale geldi. Sow dersen Karabük maçında 5 kişi tarafından marke edildi , kayboldu gitti. Baroni sorumsuzluğu. Orta saha yol geçen hanı. 2-3 pas sonra tıkan, tabiri caizse 'al gülüm , ver gülüm' ardından Baroni , ileriye top taşıma sıfır ;
 ''  - Baroniiiii. Kaleye baktı. Üstten dışarı aut. Top farklı şekilde dışarı çıkıyor. ''
 Bunu okuduğunda tüm Fenerbahçelilerin gülümsediğine eminim. O kadar çok duyduk ki bunu. Cılız bir atak , ve devamında bu lanet olası cümle.
         
         Ne demiştik ? Fenerbahçe kaybedebilir. Mesela Beşiktaş'ın efsanevi (onlar öyle olduğunu söylüyor) 3-4'lük maçı. Bir an bile kızmadım Fenerbahçe'ye. Üzüldüm tabiki o ayrı konu. Fenerbahçe o maç tırmaladı. Çabaladı. Elinden geleni yaptı. Direğe vurdu , ofsayt oldu , yan ağlarda kaldı , kaleci tuttu sağa yattı sola battı, olmadı. 3 gol atabildik (ki bir derbi için hiçte az değil) Beşiktaş 5 kere geldi. 4'ü gol oldu. Yenildik. Öyle yenilgiye can kurban. Fenerbahçe taraftarı kan istiyor beyler , anlayın bunu. Tekmeye kafa sok , koş , düş , faul yap , direkten dönsün , ofsayt olsun . Ha yenil. Olabilir futbolun içinde yenilmekte var. Fenerbahçe taraftarı özellikle bu sene herşeyi kabullenir , yenildiğin maçtan sonra bile seni gece 3'te havaalanında karşılar , karşıladıda ama bu şımarıklık kabul edilemez. Baroninin Karabük maçından sonra gülerek çıkması maç biter bitmez neşeli neşeli forma değiştirmesi kabul edilemez. Ben etmiyorum en azından. Zaten bu adam Corinthians'a video çekipte ne olur beni geri alın diye ağladığını gördükten sonra bu takımda hala nasıl kalabiliyor anlamak güç. Yerine genç biri alınsın yada altyapıdan çıkarılsın. Sahada yırtınsın , yenilsekte olur. Başı öne eğik çıksın yenildiğinde , o mahcubiyet olsun , bana yeter.

        Bu kafanın acilen değişmesi lazım. Yoksa Sow- tek forvet mi çift forvet mi ? Kanatlar- Stoch-Dia ikilisi iyi mi ? Kötü mü? Bu tartışmaları yapmaya gerek kalmadan Fransız Liseliler usul usul işi götürecek. Tıpkı içki masalarında Trabzonspor'u şampiyonlar ligine götürdükleri gibi.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder